Kurban Kurbiyete Vesile
Facebook’ta Paylaş | Aralık 06, 07 by admin->
Mümin, Alemlerin Rabbi Rahîmi tarafından hadde hesaba gelmedik nimetlerle serfiraz olduğu şuuruyla yaşar. Yokluktan varlığa çıkış, camid bir varlık olma veya nebatâttan bir tür ot olarak halk edilme yerine, hep tahkire mahkum bir hayvan olarak yaratılmanın yanında, alemin kendisine muti bir hizmetçi kılındığı, hayatın ve varlığın meyvesi hükmünde şerefli, izzetli bir varlık; insan olarak yaratılmasının ne müthiş bir nimet olduğunu idrake çalışır. Bununla beraber, varlığı ve varlığın gayesini bilme, Rabbini tanıma gibi bîhemtâ bir mazhariyetin de farkındadır. Zira bu sayede hayata anlam vermiş ve karşısına çıkan her şeyi, her hadiseyi kendine bir istifade kaynağı yapabilmiştir.
İnanmış bir gönül, Mevlâ’nın kendisine emrettiği ibadetlerin kendisi için en güzel ve faideli olduğunu da gayet iyi bilir. Yine bilir ki, Cenâb-ı Hak asla onun zararına bir şeyi ondan istemez, zahiren bir kısım meşakkatler veya kayıp gibi görünen şeyler aslında toprağa atılıp çatlayan ve meyve veren bir tohum gibi ahiret nimetlerini netice verecektir. Bu minvalde, hayatın onun ekseni etrafında örgülendiğini kavraması da zor değildir. Çünkü, Kur’an pek çok yerde arz ve semada ne varsa onun hizmetine sunulduğunu ifade eder.
Yüce Mevlâ, böyle kıymetli olarak yarattığı kullarına emrettiği ibadet kabilinden şeyleri kendi dostuluğuna bir vesile kılar ki, başka hiç bir mahluk bu nimete mazhar değildir. İşte içinde birbirinden kıymetli geceleri ile üç aylar, O’na kurbiyetin ilk rampaları mesabesinde.. derken bütün lâhûtiliğiyle Ramazan ve Kadir.. ardından öteler buudlu muhteşem atmoferi ile bayram.. Bundan sonra Ramazan’ın mübarek tozu toprağı birden atılıverilmez. Şevval’de altı gün daha oruç tutulur, derken Pazartesi Perşembe oruçları alışılmışlığın sühûleti içinde kulluğun bu minval üzere devamını temine yardımcı olur. Derken ardından sayılı günler çabuk geçiverir ve Kurban bayramının sath-ı mâiline geliniverilir. Zilhicce’nin ilk on günü ki, -bizler de onun idraki içindeyiz- gelip çatıverir. Bizi tekrar kullukta biraz daha ciddi gayrete teşvik eder. O da tam bitecek olur, bî-hemta bir güne ulaşılır. Arefe… Hacılar Arafatı mahşer yerine çevirmiş, yaşlısı genci, kadını erkeği, esmeri beyazı, paşası garibanı imkanı bulan her inanmış elleri semaya açık, gözleri ceyhun, yürekleri ezik, dudakları bükük, üstü başı toz toprak, saçları dağınık dua dua yalvarırlar Alemlerin Rabbine… Kimileri de dualarımız onların dualarına karışsın, belki bu suretle kabule karîn olur ümidiyle çok uzaklarda aynı anda ellerini ve gönüllerini Rabbü’l Alemine açarlar…
Evet, derken Kurban bayramı bütün bunlardan sonra bir sultan gibi gelir müminlerin gönüllerindeki tahtına kurulur. Her imkan sahibi müslüman bir heyecanla Hak Teâlâ’nın katına halis niyetlerini arz eder. Bir kurban ulaştırıverir yüce dergâha, ancak ulaşan kurban ederken taşınan takvadır.
Mevzuya şöyle bakmak geliyor içimden, Allah Teâlâ’nın bize emrettiği, bizden yapmamızı istediği ibadet adına ne varsa, tarafından hürmet atfettiği ve bizim için birer lutuf ve ihsan paketi şeklindeki gün ve gecelerin hepsi, bizim O’na kurbiyet kazanmamız, aslî hüviyetimizi idrak edip, üzerimize düşenleri yaparak Hak katında sevimli bir kul olmamız için mühim vesilelerdir. İşte kurban, ismi ile müsemma böyle bir ibadettir. Hakka teslimiyetin, onun emirlerine inkıyadın, yeri gelince nelerden nasıl fedakarlık yapabileceğinin bir göstergesidir. Zira temeli itibariyle Hz. İbrahim’den istenen fedakarlık çok büyüktü. Belki de bu ehemmiyetinden ötürü Rasûl-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: “Kimin geçim durumunda bir genişlik olur da kurbanını basite alıp kesmezse, o kimse bizim namazgâhımıza yaklaşmasın!” Mevla merhameti gereği Hz. İbrahim’e evladını ve bizlere de kimbilir olabilecek nice ağır mükellefiyetleri bağışladı, aczimize göre muamelede bulunup yaparken hiç zorlanmayacağımız mükellefiyetle bizi memur etti. Yani, denebilir ki, O bize Kendisine kurbiyet yollarını kolaylaştırdı. Belki, basit bir irade ile türlü türlü vesileleri bulup O’na yakın olmayı bize bahşetti.
Diler ve dilenirim Rabbi Rahîmim’den o rahmetinin galeyâna geldiği arefe gününde Arafat’ta ve sair aktarı sema u arzın muhtelif köşelerinde sözü nazı O’nun katında geçen sînelerin yanık duaları yüzüsuyu hürmetine bu bayramı bizim hakkımızda O’na kurbiyete bir vesile kılar. Bu sayede günahlarımızı temizler, seyyiâtımızı hasenata tebdil eder ve kulluk şuuruyla serfirâz eder.
